15 Mayıs 2011 Pazar

KAHRAMANMARAŞ'TAKİ TARİHİ EVLER

Besim Atalay'ın, (Maraş Tarihi ve Coğrafyası, İstanbul-1339, sahife-
156'da ki) eserinde "Maraş'ta alelekser [çoğunlukla) evler kerpiçten yapılır.,
üzerleri topraktır. Buraca kiremit istimali (kullanılması) Hıristiyanlara
mahsus gibidir. Yağmurlu zamanlarda damlar üzerinde bir faaliyettir başlar,
çoluk çocuk ellerine birer tahta parçası alarak damların kenarlarına (süvüksuyuk,
süük) vurmaya koyulurlar. Bunların çıkardığı şada afaki (ufukları)
doldurur. Bu ameliye bittikten sonra tahminen seksen ile seksen beş kilo
ağırlığında bulunan ve yerlilerce lov denilen üstüvani (silindir) bir taşın
yuvarlanması başlar. Yağmur altında bir saat kadar damlarda
yuvarlanmazsa evde oturmak kabil değildir. Havalar açık olduğu
zamanlarda çocukların en iyi oyun yeri dam üzerleridir. Bazen ezkaza
(kazara) taşı damdan yuvarlayarak aşağıya düşürürler ve müessif
kazalara sebebiyet verirler. Bir takım evlerde vardır ki, birinin avlusu
önündeki bir başka evin damını teşkil eder.
İslâm evlerinde helâ, gusülhane (çimecek, banyo, gusledecek yer)
yoktur Yalnız camilerin ittisalinde (bitişiğinde) abdest hanelerin yanında
umuma mahsus birer gusülhane vardır. Buralarda herkes suya girebilir.
Hemen her evde bir çeşme olduğundan ileri gelmiş olmalı ki gusülhane
yapmak zahmetini çekmiyorlar. Su dökünmek (gusletmek) iktiza eden
kimse, evdeki çeşmenin önüne oturuverir. Kış zamanlarında da bu yolda
hareket ederlermiş. Bu yüzden bir çok hastalıklar ve kazaların zuhur
etmekte olduğunu yerlilerden dinledim. Evlerde mutbah olmayıp yemeği
oturdukları odanın ocağında pişirirlermiş.
Maraş'ta en güzel binalar Hıristiyanlara ve bilhassa ecnebi misyonerlere
aittir. Kasabanın en mutena bir yerinde bulunan Frankisken rahiplerine ait
manastır ve kilise Abarabaşı kilisesidir. Abarabaşı kilisesi bu ucuz
memlekette on iki bin lira ile vücuda gelmiştir. Alman, İngiliz misyonerlerine
ait güzel mektepler vardır. Hele Amerikan misyonerlerine ait olan binalar
kasabanın en güzel... binalarıdır. "
Daha sonraki yıllarda şehrimizin evleri...
Maraş'ta ki evlerin yapısı zamanının ihtiyaçlarına göre tasarlanmıştır.
Evin önünde avlu bulunur. Dış giriş kapısı avludadır. Dış kapının özelliği iç
içe iki kapıdan oluşmasıdır. Büyük kapının içindeki küçük kapı insanların
kullandığı kapı, büyük kapı ise binek hayvanları ve diğer büyükbaş
hayvanların giriş ve çıkışında kullanılan kapıdır. Bu kapılara enikli kapı
denir. Avlu içinde büyük bir havuz bulunur. Havuz evdeki hayvanların
sulanmasında ve evin temizlik işlerinde kullanılır.
Evler genellikle iki katlıdır. Evin alt katı ahır, odunluk; evde hayvan
besleniyorsa samanlık ve sürekli kullanılmayan eşyaların konulduğu
bölümler bulunur. Ayrıca evin alt katında gizli bir bölüm vardır. Bu bölüme
mahzen denir. Mahzende kış aylan için hazırlanmış yiyecek maddeleri
muhafaza edilir. Savaş zamanlarında sığınak olarak da kullanılır. Mahzene
mutfaktan veya diğer odalardan bir kapı ile girilir.
Evin temeli taştan duvar ile yapılır. Taş temel üzerine kerpiç duvarlar
örülür. Kerpiç; toprak, saman su ile karıştırılarak hazırlanan çamurun
kalıplara dökülmesiyle hazırlanır. Dış duvarlar kalın olarak örüldüğünden
yazın evin içi serin kışında sıcak olur. Duvarların kalın ve dayanıklı olması
için çift örgü yapılır. Bir sıra düz bir sıra ters örülerek yapıldığından duvar
sağlam olur.
Eski evler yapılırken bir ma iki ma diye maa olarak yapılır. Yani evin
mekânları önceden ayrı ayrı yapılmaz, büyükçe iki bölüm yapılır. Daha
sonra maalar odalara ayrılır. İki maa arası çardak yapılır. Evin mekânlarının
hepsine çardaktan girip çıkılır. Çardağın ön kısmına sufa yapılır Sufa da
oturulur, yaz aylarında yatılır, evin günlük işleri yapılabilir.
Evin alt katı ahır olduğundan evin üst katında oturulur. Üst kata
çıkmak için çardağın altında bir merdiven bulunur. Merdivenle sofaya çıkılır,
evin diğer odalarına rahatlıkla ulaşılabilinir.
Abdesthane genellikle evin dışına yapılır. Avluda uygun bir yer varsa
avluya yapılır. Abdesthane kerpiçten veya tahtadan yapılır. Abdesthane
lâğımın ayağı ya bir kuyuya verilir, ya da yakınlarda dere veya bir su akıntısı
varsa oraya verilir.
Eski evlerde ocak iki tane olur. Büyük ocaklık ve küçük ocaklık. Büyük
ocaklıkta çamaşır yıkama, ekmek ve bayramlarda kömbe pişirme gibi işlerde
kullanılır. Küçük ocaklık ise günlük işlerde genellikle yemek yapımı ve
ısınma da kullanılır. Küçük ocaklığın ateşi hiç söndürülmez.
Evin bazı bölmeleri yapılırken kerpiç veya taş yerine çit duvarı yapılır.
Evin her hangi bir bölümündeki büyük mekânları küçük mekânlara
ayırırken yapılan duvar herhangi bir yük taşımayacağından çit duvarı
yapılacak yere belirli mesafelerde ince dikmeler yerleştirilir. Daha sonra yaş
çubuk ile (asma çubuğu) direkler arasına örülür ve üzeri çamurla sıvanır.
Evin döşemesinin yükünü duvarlar ve açıkta kalan kısımlarının
yükünü de direkler taşımaktadır. Yani binanın düşey yüklerini duvarlar ve
direkler taşımaktadır.
Evin tablasının yükünü mertekler taşımakta mertekler tabladan
aldıkları yükü duvarları ve kirişlere aktarmaktadır. Mertekler ve kirişler
yatay yük taşıyıcı elamanlardır.
Eski evlerde pencereler küçük yapılırlardı. Çünkü binayı duvarlar
taşıdığı ve bina yığma yapı olduğu için pencere açıklığı ne kadar fazla olursa
duvarların taşıyacağı yük o kadar fazla olacaktır.
Eski evlerde odalara ve evin bazı yerlerine taa denilen gömme dolap
şeklinde yapılan bölmeler bulunmaktadır. Taa duvar örülürken duvar
genişliğine göre gerekli görülen yerlere bırakılmış duvar içi bölmeleridir. Taa
evde günlük kullanılan aletlerin muhafaza edildiği yerlerdir.
Eski evlerde odaların hepsinde abdest ve gusledecek caa adı verilen
yerler bulunurdu. Odanın uygun bir köşesine fazla geniş olmayan, evin
dışına doğru bir eyimle suyu dışarı akıtacak şekilde yerden az yükseklikte
yapılmış yerlerdir.
Attın yün ettin, depdin keçe ettin, sivrilttin börk ettin, gey başına git işine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder